Dadaş kızının cirit merakı

PORTRELER
M. Hanifi AKSAKAL

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZ
On bir ayın sultanı ramazan'ın ilk iftarını dün yaptık..
Havaların sıcak oluşu oruçlu olmamıza ne kadar etki ettiyse de iftar vaktinde içtiğimiz lıkır lıkır sularla gündüz ki telaşemizi çoktan unutuverdik?

Ramazan ayının ilk teravisinin kılındığı gece bir ara balkon penceresinden sokağa baktım?
Yaşları 10 ile 18 arasında görünüşte genç oyunlarıyla halen çocuk kalanların sohbetlerinin fısıltılarla kulağıma kadar geldiğini hissettim?.

Biri, ötekine babasının anlattığı önceki ramazanları anlatıyordu?

Aynı jenerasyondan olmalıyız ki birçoğu benim çocukluk dönemlerime denk geliyordu?
Sahur vakitlerine kadar oyunlar oynadığımız yetmezmiş gibi mahallenin bir köşesinde birbirimize fıkralar ve hikayeler anlatarak anne babalarımız çağırıncaya kadar vakit geçirirdik?

Zaman zaman iftarın hemen sonrasında semaverlerimizi yakarak bol limonlu çaylarımızla ay ışığının sokağa vuran yansıması eşliğinde takılırdık.

Bizim dönemlerimizde çocuklarını sokaktan eve alamayan aileler vardı?
Şimdi değişen ne var diyeceksiniz?
Kendisini teknolojiye hapsetmiş çocuklarımızı sokağa çıkartıp sosyal olmalarını sağlayamıyoruz?
Teknoloji nimetinin bedeli bumudur?

Ama son birkaç yıldır gençlerdeki eski güzellikleri merak etme olguları sevindiricidir?

Mübarek ramazanı idrak ettiğimiz şu günlerde sırf muhalefet etmek için muhalefet eden bazı cenahların belediyelerin yapmış oldukları akşam programlarını baltalamak için eleştirmeleri manidardır?

Yanlışlar hatalar elbette düzeltilebilir?

Fakat ortada bir gerçek var ki Yakutiye Kent meydanını açılmasından hemen sonra artık halkın büyük ölçüde sosyalleşmeye doğru gittiğini söyleyebiliriz?

Eğrisiyle doğrusuyla bu şehirde yapılacak her yeniliğin arkasında olmak Erzurum için bir kazanımdır?


CİRİTÇİ DADAŞ KIZI
"CİRİT SPORUNA SAHİP ÇIKALIM"
Sevgili okurlarımız bir aylık bir aradan sonra yine sizlerin beğeni ile takip ettiği 'PORTRELER' başlıklı yazı dizisi ile sizlerle birlikteyiz. 7'den 70'e birçok sektör ve branştan yaptığımız söyleşilere bu hafta bir yenisini ekliyoruz?
Emsalleri evde çocuk bakarken atçılık sporuna duyduğu meraktan ötürü cirit sporuna gönül veren henüz 20 yaşındaki Seda Eğilmez ile yaptığımız söyleşiyi sizlere yayınlıyoruz?

6 YAŞIMDA AT ARABALARINI KAÇIRIRMIŞIM
Atlara merakınız nerden başladı?
Benim hatırlamadım ama babamın bizzat anlattığına göre 6-7'li yaşlarda mahallemizde elektrik direklerine bağlanan at arabalarının yanına gider atlarla oynarmışım. Buda yetmezmiş gibi sahipleri gözden kaybolur kaybolmaz atların üzerine biner onları diğer sokak aralarına kadar götürürmüşüm. Bu alışkanlığım öyle abartılı bir hal almış ki babam dışarıya çıkmamı bile yasaklamış benim. Ev penceresinden at gördüğüm zaman heyecanlanıyormuşum. O günden bu zaman kadar gelen at merakım cirit sporuna başlamama vesile oldu diyebilirim.

BİR ANDA ELİME CİRİT VERDİLER
Atçılık sporlarında birçok kulvarda spor varken cirit sporu nerden çıktı?
Küçük yaşlardan başlayan at merakım öyle bir haldeydi ki bir hayvanın herhangi bir yeri yaralanmış olsa günlerce ağlarım. Şu yaşa kadar gelmiş olmama rağmen halen daha aynı duyguları yaşadığımı söyleyebilirim. Herkesin bildiği gibi Uşak'ta üç tane atlı cirit takımı var. O takımlardan birinde at koşturan bayanı TV de izleyince ben neden bu sporu yapmayayım diye düşündüm. Osmanlı Cirit kulübüne at binmek istediğimi söylemek için gittim. İlk iki denememde at beni kaçırdı. 3ve 4 derken sonunda 5. Denememde kırbaçlı olarak atı kullanmaya ona hakim olmaya başladım. Birden elime cirit verildiğini gördüm. Her şey spontane gelişti.

BABAM EN BÜYÜK DESTEKÇİM
Ailenizde size bu konuda destek veriyor mu?
Geçtiğimiz yıl babama danışarak bir cirit atı satın aldım. Evde 5 kız kardeşiz ben ikinci sıradayım. Babam erkek evlat hasretinden dolayı erkek gibi yetişen kızlarının her zaman destekçisi olmuştur. Çoğu zaman beni erkeklerle yaptığımız cirit müsabakalarında gelip takip eder. Onu saha kenarında gördüğümde yüzündeki tebessümde benimle ne kadar gurur duyduğunu hissediyorum. Zaman zaman ona da ata binmesi için telkinde bulunuyorum. Fakat halen daha yeterli düzeyle öğrenemedi.

AT ÜZERİNDE OKÇULUK TAKIMI HEDEFLİYORUM
Cirit haricinde atçılık dallarından başka birini düşünüyor musunuz?
Emsallerim ve hemcinslerimin birçoğu atların yanına yaklaşamazken binicilik yapıyorum. Elbette ki atçılık benim için bambaşka bir tutku. Bu tutkumu başka dallarda da göstermek istiyorum. Şu cirit takımımızı geliştirdikten sonra at üzerinde okçuluk takımı kurmak istiyorum. Büyüklerimin ve arkadaşlarımın desteği ile bunu yapmak benim için zor değildir.

ATA BİNDİĞİMDE BAŞKA BOYUTA GEÇİYOR GİBİYİM
Nasıl bir duygu ata binmek?
Ata bindiğinizde gerçekten kendinizi farklı boyutlara geçtiğinizi düşünüyorsunuz. Her düşeceğiniz korkusu her an ona hakim olduğunuzu bilmek müthiş bir haz veriyor insana. Hele birde eğersiz bindiğinizde onun kalp atışlarını siz kendi vücudunuzda hissedebiliyorsunuz. Herkese bu sporu yapmalarını tavsiye ediyorum.

TAKIM OLARAK İDDİALIYIZ
Takımınızın geliştirilmesi için neler yapıyorsunuz?
Osmanlı Atlı Spor Kulübünün bayan takımımızın geliştirilmesi yönünde ki girişimlerini görmezden gelemeyiz. Ben bu spora meylettikten sonra benim gibi olan onlarca bayanın olduğunu gördüm. Yıllarca cirit sporunu erkek sporu diye tanıtıp bizlerin bu spordan uzaklaşmasına vesile olanlar olmuş. Artık her türlü sportif aktiviteyi cinsel ayrımcılık olmadan yapılabileceğini gösterdik. Önümüzdeki aylar içerisinde Türkiye'nin ilk bayan takımını çıkaran Uşak Atlı Spor kulübü ile hazırlık maçı yapacağız. Çok değil şöyle bir iki ay geçsin inanıyorum ki bizim takımın kızlarının şov bile yapabildiklerini göreceksiniz.

ALT YAPI SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ
Cirit sporunun size göre en büyük sorunu nedir?
Bizim en büyük sıkıntımız sporun geneline baktığımız zaman altyapı sorunu. Oynanacak sahaların ve çocuklarımızın yeteneklerini gösterebileceği tesislerin olmaması önemli bir sorun. Valilik, Belediye, Özel İdare ve Spor İl Müdürlüğü tamamen bu branşa ilgisizler. Uşak'ta 38 kulübün hizmetine sunulmuş bir tesis var. Aynı zamanda halka açık olan bir tesis daha var. Rehabilitasyon merkezi olarak hayata geçirilmiş çok güzel tesisleri olan Uşak'ı Belediyemizin örnek alarak Erzurum halkına hediye etmesi içten bile değil.