21 Kasım 2018 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > Gönül DOĞAN > Mutluluk Denklemi
Gönül DOĞAN

Mutluluk Denklemi

13.09.2013 16:54 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Gönül DOĞAN
Her insan ister ki, hayatta arkasında duracak biri olsun ömrü boyunca... Bu anne, baba, kardeş, akraba, arkadaş, dost ne olursa olsun fark etmez. Her zaman düşünmeden konuşabileceği, kendisini iyisiyle kötüsüyle eleştirebilecek, onu mutlu edecek, üzüntüsünü, sevincini paylaşabilecek birini ister.

İster de, yaşadığımız bu dönemde bu vasıflara sahip birini bulmak oldukça güç. Kendi kanından insanlara bile güvenemez oldu artık, birçok kişi...

Maddiyata dayalı olduğu için yaşam, para konuşur oldu sadece. Bu durum insanları, isteseler de istemeseler de yalnızlığa iter. Artık kendi başına mutlu olmanın, hayatını idam ettirmenin yollarını arar. Bunu becerebilen de var, beceremeyen de?

Hakkıyla yaşamak, mutlu bir ömür sürmek istiyorsak ilk önce içinde bulunduğumuz durumu, ortamı, şartları ölçüp biçmeliyiz. Eleştirmeliyiz her şeyi. İlk sıraya da kendimizi koymalıyız. Biz de, birinin yakını, sırdaşı, dostu değilsek yukarıda saydığımız vasıflara sahip değiliz demek ki?

Düzgün insan olabilmek, herkesin işi değil. Farklı insanların işi? Onlar,vasıflarının farkındadırlar. Duruşlarıyla, konuşmalarıyla, bakışlarıyla, hayatlarıyla kendilerini belli ederler. Tabii ki, bu vasıflara sahip olmak, kesinlikle sevilip sayılacak, aranacak insan olmanızı garantilemez.

Toplum yön verdiği için kişilere siz de ister istemez bir nebze de olsa, ayak uydurmak zorunda kalırsınız bazı düşüncelere farkında bile olmadan. Yine de unutmamamız gerekir ki, görüşlerimiz, dünyaya ve hayata bakış açımız, yaşamımıza nasıl yön vereceğimiz, sadece dış etkenlere bağlı değil.

Para olmadan olmaz. Hayatı devam ettirmek için herkesin ilk hedefidir, onu kazanmak? Mutluluğu bile satın alınacağı düşünülür. Tabii ya, düşünün, hasta bir insan sağlığına kavuştuğu zaman mutlu olacağını bilir ve bu mutluluğu parasını ödeyip tedavisini görebildikten sonra sağlar. Bir de yalnız bir insanın yanında olması için başka insanlara para verdiğini düşünün. O da, mutluluk ister ve satın alır kendince. Dayanıklılığı tartışılır tabii?

Ne zaman ki, maddiyatla maneviyat birleşir işte o zaman sağlıklı bir denge kurulabilir. Çok parası olup adam olmayan, az parası olup dünya iyisi olan insanlar tanımışızdır hepimiz. Buna bir denge getirmek için maddiyata doymuş, mantıklı, inançlı ve mütevazı olmak gerekir. Demek istediğim, paraya sahip olup onu nasıl kullanacağımızı bilmek ve insancıl duygulara sahip olmamız gerek.

Para olur, örneğin gece gezmelerinde yemek yerine bizden daha düşük şartlarda yaşayan insanlara yardım eli uzatırız. Hem paramızı harcamış hem de manevi açıdan kendimize yardım etmiş oluruz.

Günümüz koşulları bizi maddi açıdan güçlü olmak zorunluluğuna iter; Ama aşırı maddiyatçılık çok daha ileri giderse kurtarılacak hiçbir değerimiz kalmaz. Şu söz, bu duruma tamamıyla açıklık getirir:
Her şeyi maddiyatta arayanların akılları, gözlerindedir. Göz ise, maneviyatı göremez.

İnsanların doğasında çatışma güdüsü varsa eğer, bu maddiyatçılıkla da kendi kafalarında başa çıkabilirler. Gerçek bir mutluluk, finansal araç olan bir nesneyle değil, içimizdeki insani duygular ve düşünceler sayesinde var olur.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.